Brand logo light
BÜLTEN

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı

Admin Nisan 12, 2026 0

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 yılı Genel Kurulu, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Toplantı Salonu’nda yapıldı. Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi.

 

OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı.

Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık”

Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi.

Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi.

Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir

Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.”

Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi.

 

Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız”

OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

Popüler gönderi
ERDEM’DEN SEÇİM GERİLİMİ SONRASI AÇIKLAMA

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliği seçimlerine CHP katılmadı. Mecliste Mustafakemalpaşa’yı temsil eden CHP’li üyeler Belediye Başkanı Şükrü Erdem, Hakkı Rıza Göksu, Derya Deniz Kanar, Haşim Yoldaş ve Murat Dönmez oy kullanmazken, AK Parti’den Arif Kamil Özen ve MHP’den İbrahim Özmen sandığa gitti. Belediye Başkanı Şükrü Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yaşanan süreci; “Bursa’mız ve Bursalı hemşehrilerimiz bunu hak etmiyor. Bursa gibi köklü bir şehrin, gerilim ve belirsizlikle değil; şeffaflık, hukuk ve ortak akılla yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Hedefimizin sadece hizmet ve adalet olduğu konusundaki ısrarımız sonuna kadar devam edecek” sözleriyle eleştirdi.

BUÜ Fen Edebiyat Fakültesinde stratejik toplantı

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen “Strateji Belirleme Toplantısı”, Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Dekan Prof. Dr. Bilgen Osman ve çok sayıda akademisyenin katılımıyla Fakülte Dekanlık Binasında gerçekleştirildi. Üniversitenin araştırma vizyonu doğrultusunda Fen ve Sosyal bölümlerin mevcut durumunun analiz edildiği toplantıda, gelecek döneme ait akademik hedefler ve stratejik yol haritası masaya yatırıldı. “Veri rekabeti en objektif rehberimizdir” Toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin “araştırma üniversitesi” vizyonu doğrultusunda artık konfor alanından çıkarak veriye dayalı bir rekabet dönemine girdiğini belirtti. Fakülte yönetiminin sunduğu mukayeseli analizlerin, bölümlerin Türkiye ortalamasındaki yerini ve rakipleriyle arasındaki mesafeyi objektif bir şekilde görmesi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Üniversite bünyesinde kurulan Büyük Veri Ofisi ve yeni nesil veri takip sistemleri sayesinde akademik performansın artık sadece psikolojik tahminlerle değil, somut ve ölçülebilir gerçeklerle değerlendirildiğinin altını çizen Yılmaz, verinin en güvenilir rehber olduğunu ifade etti. Toplantının devamında, araştırma ekosistemini güçlendirmek adına akademisyenlerin önündeki her türlü engeli kaldırma kararlılığında olduklarını dile getiren Rektör Yılmaz, üniversite yönetiminin kapılarının her türlü kısıtı çözmek için açık olduğunu belirtti. Özellikle sosyal bilimlerin proje yazma kültürüne daha fazla dahil olmasını arzuladıklarını ve bu amaçla hayata geçirilen modern proje ofisinin uzman kadrosuyla mentörlük desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti. Fakülteye “parlak CV’li” nitelikli araştırmacıları kazandırma konusunda bölümlere açık çek veren Yılmaz, Bursa’nın sahip olduğu güçlü beşeri sermaye havuzunu en iyi şekilde değerlendirerek üniversitenin marka değerini hep birlikte daha yukarıya taşıma çağrısında bulundu. “Veriye dayalı strateji ile akademik performansımızı artıracağız” Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman ise fakültenin 2024-2025 dönemine ait akademik performans verilerini paylaştığı sunumunda, özellikle temel bilimler alanındaki yayın ortalamalarının araştırma üniversitesi vizyonu için kritik bir eşikte olduğunu belirtti. Bölüm bazlı analizlerde kimya ve biyoloji gibi laboratuvar odaklı alanlarda öğretim üyesi başına düşen yayın sayısının 2’nin altına düşmemesi gerektiğini vurgulayan Osman, fizik bölümünün yayın sayısında geride kalsa da atıf sayısında üniversite genelinde zirveye oynayan son derece nitelikli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Dekan Osman, mevcut verilerin ışığında kısa vadeli hedeflerinin fen bölümlerindeki tüm birimlerin yayın ortalamasını en az 1 ve üzerine, uzun vadede ise 2’li rakamlara ulaştırmak olduğunu kaydederek, bu yarışta kalabilmek için tüm bölümleri daha stratejik hareket etmeye davet etti. Konuşmasında araştırma ekosistemini besleyen yan unsurlara değinen Osman, 2209 öğrenci projelerinde 2024 yılında 110 proje kabulü ile elde edilen başarının fakültede sürdürülebilir bir kültür haline gelmesi gerektiğini ve yıllık kabul edilen proje sayısının 100’ün altına düşmemesini hedeflediklerini belirtti.

İnegöllü çiftçiler Konya Tarım Fuarı’nda yeniliklerle buluştu

İnegöl Belediyesi’nin düzenlediği organizasyonla 75 çiftçi, Konya Tarım Fuarı’nı ziyaret ederek tarım teknolojilerindeki son gelişmeleri yerinde inceleme fırsatı buldu. İnegöl Belediyesi, ilçede tarımın gelişimine katkı sunmak ve üreticilerin yeni teknolojileri yakından tanımasın sağlamak amacıyla Konya Tarım Fuarı’na gezi düzenledi. 7-11 Nisan 2026 tarihleri arasında TÜYAP Konya Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen fuara İnegöl’den 75 çiftçi ile çıkartma yapıldı. Her yaştan üreticinin yer aldığı organizasyonda muhtarlar, genç çiftçiler ve tecrübeli üreticiler bulundu. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen fuar gezisinde katılımcılar, tarımın geleceğini şekillendiren yenilikleri, teknolojik ekipmanları ve sektörel gelişmeleri yakından inceleme imkanı buldu. 5 gün süren fuarın ilk gününde düzenlenen gezi kapsamında İnegöllü çiftçiler, Salı gecesi 02.00’da Ziraat Bankası önünden hareket etti. Sabah saatlerinde Konya’ya ulaşan kafile, İnegöl Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü organizasyonunda fuar alanını gezdi. Belediye personellerinin de eşlik ettiği programda çiftçiler, farklı firmaların stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, organizasyona ilişkin yaptığı açıklamada İnegöl’ün yalnızca sanayi ve ticaretle değil, verimli topraklarıyla güçlü bir tarım şehri olduğuna dikkat çekti. Taban, tarım ve hayvancılık alanındaki potansiyelin geliştirilerek sürdürülmesini hedeflediklerini belirterek, üreticilerin kendini yenileyen ve geliştiren bir yapıya kavuşmasının önemine vurgu yaptı. Tarımda yenilikleri takip etmenin büyük önem taşıdığını ifade eden Başkan Alper Taban, bu doğrultuda çiftçilerin Konya Tarım Fuarı’na götürüldüğünü belirtti. 75 üreticinin katıldığı gezinin en önemli amacının, çiftçilerin yeni teknolojileri yerinde görerek İnegöl’e kazandırmalarına katkı sağlamak olduğunu dile getirdi.

Balkanlar paneli Yıldırım’da yoğun ilgi gördü

Yıldırım’ı kültür, sanat ve düşünce alanında bir çekim merkezine dönüştüren Yıldırım Belediyesi önemli bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Dünya Altüst Olurken Balkanlar’ Paneli büyük ilgi gördü. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın yaptığı panelde konuşmacılar Prof. Dr. Mustafa İsen ve Dr. Murat Yılmaz Balkanlar’a dair önemli bilgiler paylaştı. Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BALGÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, STK temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. “Kardeşliğimiz bakidir” Panelin açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın, Balkanlarla olan tarihi ve kültürel bağlarına dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bizim bir ayağımız Balkanlar’da. Ramazan ayında Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Makedonya’da iftar programları düzenleyip, oradaki kardeşlerimizle bir araya geldik. Bursa ve Balkanların çok derin bir bağı var. İki coğrafya arasındaki kardeşlik her türlü hesabın üstündedir ve bakidir. Biz de bu kardeşliği ve bağı sürdürmeye, diri tutmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye ve Balkanların çok güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz ise; “Balkanlarla yakın ve güçlü ilişkilerimiz var. Orada irtibatlarımız, dostluklarımız, gönül bağlarımız var. 1993-1995 yılları arasında Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde öğretmenlik yaptım. Bu vesileyle iki coğrafya arasındaki o gönül bağını yakından tanıdım. Bu bağı güçlendirerek devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Bursa’ya görev düşüyor” Bursa ve Balkanların tarihi ilişkisine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa İsen; “Balkanları Bursa’da konuşmak çok değerli ve keyifli. Çünkü Balkanların fethi, Bursa başkent olduğu dönem başladı. Rumeli medeniyetinin planlaması Bursa’da yapıldı. Bu nedenle iki coğrafya birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın önemli değişikliklerin eşiğinde olduğuna dikkat çeken Dr. Murat Yılmaz; “Bursa hem tarihi hem de siyasi misyonuyla Balkanlar’a yakından bağlı. Ortada bir birliktelik var. Şu an Avrupa güvenlik açısından arayış içinde. Bu nedenle Balkanlar’da da bir değişim kaçınılmaz. Buradaki boşlukları ve fırsatları iyi görmek gerekiyor. Bursa’ya bu noktada önemli görevler düşüyor” dedi.

BTSO’dan ‘Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması’

BTSO’nun ev sahipliğinde düzenlenen “Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması”nda konuşan Türkiye Kooperatifçilik Vakfı Başkanı Bahar Kastan, gelecekte daha yenilikçi ve teknoloji odaklı bir kooperatif yapısının ortaya çıkacağını belirterek, kooperatiflerin doğru destekler ve güçlü iş birlikleriyle en önemli ekonomik modellerden biri olacağını ifade etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve Türkiye Kooperatifçilik Vakfı iş birliğinde, Bursa Ticaret İl Müdürlüğü katkılarıyla “Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması” gerçekleştirildi. Bursa’daki kooperatiflerin katılımıyla BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda kooperatiflerin mevcut sorunları ve çözüm önerileri, stratejik iş birlikleri ve ortaklıklar ile iş fırsatları değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Türkiye’nin dört bir yanında tarımdan turizme, kadın girişimciliğinden hizmet sektörüne kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren binlerce kooperatif bulunduğunu söyledi. “Ekonomik Kalkınmada Stratejik Önemde” Kooperatiflerin refahın toplumun tüm kesimlerine yayılmasında, bireylerin ortak akıl ve dayanışma kültürüyle üretim ve ticaret süreçlerine katılım sağlamasında hayati bir işleve sahip olduğunu belirten Hakan Batmaz, “Bu yapı, ekonomik kalkınmanın sosyal boyutunu güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. BTSO olarak bizler, kooperatifleşmeyi stratejik bir değer olarak görüyor; girişimcilerimizin ekonominin her alanında daha güçlü, daha etkin ve daha sürdürülebilir bir şekilde varlık göstermesini destekliyoruz. Bu çerçevede özellikle kadın kooperatiflerine yönelik eğitim programları, fuar organizasyonları ve buluşmalar gerçekleştiriyoruz.” dedi. “Bursa, Kooperatifçilikte Öncü Bir Kent” Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi adına kooperatifçilik kültürünün gelişmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Batmaz, “Bu çerçevede Bursa’mızın merkezinde bulunduğu Marmara Havzası, sahip olduğu ekonomik dinamizm ve üretim gücüyle kooperatifler için son derece elverişli bir zemindir. Sanayi ve ticaretin güçlü bir şekilde varlık gösterdiği bölgemiz; üretim kapasitesi, ihracat hacmi, istihdam gücü ve oluşturduğu katma değer ile ülkemizin lokomotif bölgeleri arasında yer almaktadır. Böylesine güçlü bir potansiyele sahip bölgemizde, kooperatiflerimizin kurumsal kapasitelerini geliştirmesi; üretimden tüketime uzanan değer zincirlerinde daha etkin roller üstlenmesi mümkündür. Nitekim imece kültürü ve dayanışma ruhuyla hareket eden girişimcilerimizin ortaya koyduğu başarı hikâyelerini gururla takip ediyoruz. BTSO olarak bu başarıların artarak devam etmesi adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugünkü toplantımızın da faydalı olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Kooperatiflerin Sayısı 80 Bini Aştı Türkiye Kooperatifçilik Vakfı Genel Başkanı Bahar Kastan, kooperatiflerin yerel kalkınmanın, sosyal adaletin ve ekonomik dengelenmenin önemli araçları haline geldiğini söyledi. Özellikle kırsal bölgelerde, kadınların ve gençlerin ekonomik hayata katılımını artırmada kooperatiflerin kritik rol oynadığını ifade eden Kastan, Türkiye genelinde faaliyet gösteren kooperatiflerin sayısının 80 bini aştığını kaydetti. Yerelden başlayan bu yapıların doğru planlama ve desteklerle ulusal düzeyde güçlü bir ekonomik modele dönüşebileceğini belirten Kastan, “Kooperatiflerin sahip olduğu potansiyele rağmen çeşitli yapısal sorunlar gelişimlerini sınırlandırmaktadır. En önemli sorunlardan biri finansmana erişimdir. Birçok kooperatif, başlangıç sermayesi yetersizliği veya krediye ulaşamama nedeniyle büyüme fırsatlarını değerlendirememektedir. Bununla birlikte pazarlama ve markalaşmada yaşanan eksiklikler, karmaşık mevzuat ve bürokratik süreçler ile nitelikli insan kaynağı eksikliği de kooperatiflerin önünde engel oluşturabilmektedir.” diye konuştu. “Kooperatifçilik Teknoloji Odaklı Bir Yapıya Dönüşecek” Bu sorunların aşılması için çok yönlü ve sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kastan, kooperatiflere özel finansman destek mekanizmaları oluşturulmasının önemli olduğunu vurguladı. Hibe programları, düşük faizli krediler ve mikro finans desteklerinin bu noktada büyük önem taşıdığını belirten Kastan, eğitim ve kapasite geliştirme programlarının yaygınlaştırılması ve dijital pazarlama araçlarının etkin kullanılmasının da stratejik adımlar olacağını ifade etti. “Gelecekte kooperatifçilik daha yenilikçi ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüşecek.” diyen Kastan, “Dijital kooperatifler, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri dijital platformlar üzerinden yürüten yapılardır. Bu model, özellikle genç girişimciler için büyük fırsatlar sunmaktadır. E-ticaret sayesinde coğrafi sınırlar ortadan kalktı. Küçük bir kooperatif bile ürünlerini farklı şehirlere ve ülkelere satabiliyor. Bu noktada kooperatiflerin e-ticaret platformlarına entegre olması, sosyal medya üzerinden satış yapması ve dijital pazarlama araçlarını kullanması gerekiyor.”

TAT GIDA SU TÜKETİMİNİ YÜZDE 20 AZALTTI

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş; “Tat Gıda olarak suyun verimli kullanımını ve korunmasını sürdürülebilir üretim anlayışımızın merkezinde konumlandırıyoruz” dedi. Tat Gıda, sürdürülebilir üretim ve kaynak verimliliği hedefleri doğrultusunda su yönetimi alanında hayata geçirdiği projeler sayesinde su tüketimini yüzde 20 azaltırken su geri kazanım oranını ise yüzde 30 seviyesine yükseltti. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, yaptığı yazılı açıklamada, 58 yıldır Türkiye ekonomisi için değer üreten şirketlerinin sürdürülebilirlik alanında sektöre ilham veren projelere imza attığını belirtti. Memiş, Tat Gıda’da su ve atık su yönetiminin ‘Su ve Atık Su Yönetim Politikası’ çerçevesinde sistematik bir şekilde yürütüldüğünü vurgulayarak su kaynaklarının etkin ve tasarruflu kullanılmasının en temel hedeflerinden biri olduğunu kaydetti. Üretim süreçlerinde su tüketiminin sürekli izlenmesinin, oluşan atık suların çevre mevzuatına uygun şekilde arıtılmasının ve kontrollü biçimde deşarj edilmesinin bu politikanın ana ilkeleri arasında yer aldığının altını çizen Memiş, şirketin üretim tesislerinde su temini ve kullanım süreçlerinin de düzenli olarak ölçüldüğünü anlattı. Memiş, atık su arıtma tesislerinin kesintisiz şekilde işletildiğini, deşarj kalite parametrelerinin sürekli takip edildiğini ve süreçlerin Sürekli Atık Su İzleme Sistemi (SAİS) üzerinden anlık olarak izlenip raporlandığını aktardı. Bu sayede çevre mevzuatına tam uyum sağlanırken su yönetimi süreçlerinin de şeffaf ve kontrol edilebilir bir yapıda yürütüldüğünü vurgulayan Memiş, su verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlarının da sürdüğünü anlattı. Memiş, ayrıca biyolojik arıtma tesislerinin kapasitesinin artırıldığına, gelişmiş filtrasyon sistemlerinin devreye alındığına ve üretim süreçlerinde suyun yeniden kullanımını teşvik eden uygulamaların yaygınlaştırıldığına dikkati çekti. DİJİTAL VE SÖZLEŞMELİ TARIMLA KAYNAK VERİMLİLİĞİ ARTIYOR Gıda üretiminde suyun, stratejik öneme sahip bir kaynak olduğuna işaret eden Veysel Memiş; “Bu nedenle Tat Gıda olarak suyun verimli kullanımını ve korunmasını sürdürülebilir üretim anlayışımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Su temini ve kullanım süreçlerimizi düzenli olarak ölçüyor, veri temelli izleme sistemleriyle analiz ediyoruz. Verimlilik projelerimiz sayesinde su tüketimimizi yüzde 20 oranında azaltmayı başardık. Aynı zamanda geri kazanım uygulamalarımızla su geri kazanım oranımızı yüzde 30 seviyesine çıkardık” ifadelerini kullandı. Memiş, sürdürülebilirlik yaklaşımını kurumsal yönetim yapısıyla da desteklediklerine değinerek, şirket bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Komitesi aracılığıyla çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansın düzenli olarak takip edildiğini belirtti. Enerji ve su verimliliğinin, emisyon yönetiminin, sürdürülebilir tarım uygulamalarının ve çalışan gelişimi gibi başlıkların sürdürülebilirlik stratejilerinin önemli bileşenlerini oluşturduğunu vurgulayan Memiş, şunları kaydetti; “Sözleşmeli tarım modeli, damla sulama uygulamaları ve dijital tarım teknolojileriyle tarımsal tedarik zincirimizi daha verimli ve izlenebilir bir yapıya dönüştürüyoruz. Üretim süreçlerimizde ise su, enerji ve emisyon yönetimini güçlendiren uygulamalarla çevresel etkimizi azaltmayı hedefliyoruz. Tat Gıda’nın sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yürüttüğümüz su yönetimi çalışmaları, şirketimizin hem operasyonel verimliliğini artırmasına hem de doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, su stresinin giderek arttığı küresel ölçekte sürdürülebilir üretim modelinin güçlendirilmesi açısından da önem taşıyor.”

Balkanlar paneli Yıldırım’da yoğun ilgi gördü

Yıldırım’ı kültür, sanat ve düşünce alanında bir çekim merkezine dönüştüren Yıldırım Belediyesi önemli bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Dünya Altüst Olurken Balkanlar’ Paneli büyük ilgi gördü. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın yaptığı panelde konuşmacılar Prof. Dr. Mustafa İsen ve Dr. Murat Yılmaz Balkanlar’a dair önemli bilgiler paylaştı. Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BALGÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, STK temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. “Kardeşliğimiz bakidir” Panelin açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın, Balkanlarla olan tarihi ve kültürel bağlarına dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bizim bir ayağımız Balkanlar’da. Ramazan ayında Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Makedonya’da iftar programları düzenleyip, oradaki kardeşlerimizle bir araya geldik. Bursa ve Balkanların çok derin bir bağı var. İki coğrafya arasındaki kardeşlik her türlü hesabın üstündedir ve bakidir. Biz de bu kardeşliği ve bağı sürdürmeye, diri tutmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye ve Balkanların çok güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz ise; “Balkanlarla yakın ve güçlü ilişkilerimiz var. Orada irtibatlarımız, dostluklarımız, gönül bağlarımız var. 1993-1995 yılları arasında Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde öğretmenlik yaptım. Bu vesileyle iki coğrafya arasındaki o gönül bağını yakından tanıdım. Bu bağı güçlendirerek devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Bursa’ya görev düşüyor” Bursa ve Balkanların tarihi ilişkisine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa İsen; “Balkanları Bursa’da konuşmak çok değerli ve keyifli. Çünkü Balkanların fethi, Bursa başkent olduğu dönem başladı. Rumeli medeniyetinin planlaması Bursa’da yapıldı. Bu nedenle iki coğrafya birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın önemli değişikliklerin eşiğinde olduğuna dikkat çeken Dr. Murat Yılmaz; “Bursa hem tarihi hem de siyasi misyonuyla Balkanlar’a yakından bağlı. Ortada bir birliktelik var. Şu an Avrupa güvenlik açısından arayış içinde. Bu nedenle Balkanlar’da da bir değişim kaçınılmaz. Buradaki boşlukları ve fırsatları iyi görmek gerekiyor. Bursa’ya bu noktada önemli görevler düşüyor” dedi.

Admin Nisan 12, 2026 0

BUÜ Fen Edebiyat Fakültesinde stratejik toplantı

BTSO’dan ‘Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması’

Nilüfer’de kaçak yapılar bir bir yıkılıyor

Osmangazi’den kadın emeğine güçlü destek

Osmangazi Belediyesi’nin OSMEK kurslarında eğitim alan kadınların yıl boyunca hazırladığı el emeği ürünler, Mehmet Akif Mahallesi’nde düzenlenen “Geleneksel 2. Sergi” ile görücüye çıktı. Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’ın katıldığı sergide, kadın emeği ve üretimin önemi bir kez daha vurgulandı. Osmangazi Belediyesi, kadın emeğini destekleyen projeleriyle örnek olmaya devam ediyor. Kadınların üretime katılımını artırmayı ve meslek edinmelerini sağlamayı amaçlayan Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK), bu vizyon doğrultusunda önemli çalışmalara imza atarken, kursiyerlerin yıl boyunca ortaya koyduğu emekler düzenlenen sergilerle taçlandırılıyor. Bu kapsamda, Mehmet Akif Mahallesi’nde faaliyet gösteren OSMEK kurs merkezinde hazırlanan el emeği ürünler, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’ın da katılımıyla düzenlenen “Geleneksel 2. Sergi” ile beğeniye sunuldu. Yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışan kursiyerlerin hazırladığı el sanatları ve giyim ürünleri, sergiyi ziyaret edenler tarafından büyük beğeni topladı. “OSMEK’ Sayısını Artıracağız” Açılışta konuşan Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, Osmangazi Belediyesi’nin kadınlara yönelik çalışmalarına verdiği önemin altını çizerek, kadın emeğinin desteklenmesinin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret etti. Yıldızhan, “Göreve geldiğimizden bu yana belediye başkanımız Erkan Aydın’ın direktifleriyle var olan OSMEK sayısını artırmak ve bu güzel binaları halkımıza kazandırma düşüncesiyle harekete geçtik. OSMEK sayısını artıracağız. Halk eğitim ile birlikte bu güzel organizasyonlar da hep birlikte devam edecek. Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum” diye konuştu. “Hepiniz Çok Güzel Bir Yerdesiniz” OSMEK Mehmet Akif Kursu Sorumlusu Güler Güleç de, OSMEK’te özellikle mahallede yer alan kadınlara hitap ettiklerini vurgulayarak, “Gerek başkanlarımızın, gerek müdürlüğümüzün, gerekse halk eğitimin tüm katkılarıyla var olanı en yüksek düzeyde tutmaya çalışarak, güzel ürünler sergilemek için çaba gösteriyoruz.” ifadelerini kullanırken, Osmangazi Halk Eğitim Müdürü Zeynep Terece, kadınların üretimini çok önemsediğini belirterek, “Hepiniz çok değerli, çok güzel bir yerdesiniz. Osmangazi Belediyemizin sağlamış olduğu imkanlarla biz de elimizden geldiği kadar en güzel şartları sağlamaya çalışıyoruz. Bu anlamda belediyemize ve belediye başkanımıza teşekkür ediyorum” açıklamalarında bulundu. Mehmet Akif Mahalle Muhtarı Osman Sakin ise güzel bir bina inşa edildiğini kaydederek, ev hanımlarının meslekler öğrenerek aile bütçesine katkı sağladığını söyledi. El Emeği Ürünler Hayran Bıraktı Öte yandan sergi kapsamında, ikinci kez düzenlenmenin coşkusunu paylaşmak adına özel olarak hazırlanan pasta kesildi. Kursiyerler ve katılımcılar, bu anlamlı günü birlikte kutlayarak dayanışma ve üretim ruhunu pekiştirdi. Akabinde Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, el sanatları ve giyim sınıfında yer alan sergileri dolaşarak, ürünler hakkında OSMEK yöneticilerinden bilgiler aldı. Ürünleri yakından inceleyen Yıldızhan, pek çok ürünün kalitesi ve hoş görünümünden ötürü kursiyerleri tebrik etti. Program sonunda Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan’a kursiyerlerin hazırlamış olduğu Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümüne ithafen tablo hediye edildi.

Admin Nisan 12, 2026 0

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı

BUÜ, ziraat ve ormancılık alanında dünyada ilk 500’de

İnegöl’de Mobilya Şöleni Başlıyor

0 Yorumlar