Brand logo light

Video haber

BAŞSAVCILIKTAN ‘IBAN VE HESAP KİRALAMA’ UYARISI

Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, son dönemde özellikle öğrencileri hedef alan ‘banka hesabı kiralama ve IBAN paylaşımı’ dolandırıcılıklarının önlenmesi amacıyla düğmeye bastı. Milli Eğitim Müdürlüğü ve Uludağ Üniversitesi Meslek Yüksekokulu iş birliğiyle yürütülecek çalışmalar kapsamında, ‘kolay para’, ‘sadece hesabını ver’, ‘hiçbir sorumluluğun yok’ gibi vaatlerle banka hesabı kiralama tuzağına düşürülen öğrenciler, bu eylemin masum bir işlem olmadığı aksine ağır cezaları içeren bir suç teşkil ettiği konusunda bilinçlendirilecek. BAŞSAVCILIK HAREKETE GEÇTİ Çalışma kapsamında; banka hesabı kiralama, IBAN paylaşımı ile kart ve mobil bankacılık bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması yoluyla işlenen dolandırıcılık yöntemlerine dikkat çekilecek. Bu tür fiillerin suç teşkil ettiği ve ağır hukuki sonuçlar doğurduğu konusunda öğrenciler kapsamlı bir çalışmayla bilgilendirilecek. Hazırlanan bilgilendirici broşürlerle, söz konusu yöntemlerin internet dolandırıcılığı, yasa dışı bahis, kara para aklama ve sosyal medya dolandırıcılığı gibi suçlarda nasıl kullanıldığına dair farkındalık oluşturulacak. ‘HESABINI KULLANDIRMA SUÇA ORTAK OLMA’ Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘hesabını kullandırma suça ortak olma’ başlıklı uyarıcı videoda ise banka ve dijital hesapları kullandırmanın sadece bir hesap paylaşımı değil, başkasının işlediği suçun altına imza atmak olduğunu vurguladı. Videoda öğrencilere şu mesaj verildi; “Kişisel banka hesaplarınızın ve dijital varlıklarınızın üçüncü şahısların kontrolüne verilmesine izin vermeniz; sizi kara para aklama, terörün finansmanı ve siber dolandırıcılık suçlarının doğrudan ortağı haline getirir. ‘Sadece bir kez hesabımı kullandırdım’ demek, yıllardır emek verdiğiniz geleceğinizin kararması anlamına gelebilir. Suç kaydıyla kararmış bir gelecek, hiçbir maddi kazançla geri getirilemez. Hayalleriniz hapisle, kariyeriniz adli sicil kayıtlarıyla son bulmasın. Hesabını koru, geleceğine sahip çık.” SEMİNERLER DÜZENLENLENECEK Yetkililer, kolay para vaadiyle yapılan tekliflerin gerçeği yansıtmadığına ve bu tür fiillerin ciddi adli yaptırımlara yol açabileceğine dikkat çekerken, belirlenen takvim doğrultusunda öğrencilere yönelik bilgilendirme seminerleri düzenleneceğini bildirdi.  

24 Görüntüle Admin Nisan 13, 2026
Popüler gönderi
ERDEM’DEN SEÇİM GERİLİMİ SONRASI AÇIKLAMA

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliği seçimlerine CHP katılmadı. Mecliste Mustafakemalpaşa’yı temsil eden CHP’li üyeler Belediye Başkanı Şükrü Erdem, Hakkı Rıza Göksu, Derya Deniz Kanar, Haşim Yoldaş ve Murat Dönmez oy kullanmazken, AK Parti’den Arif Kamil Özen ve MHP’den İbrahim Özmen sandığa gitti. Belediye Başkanı Şükrü Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yaşanan süreci; “Bursa’mız ve Bursalı hemşehrilerimiz bunu hak etmiyor. Bursa gibi köklü bir şehrin, gerilim ve belirsizlikle değil; şeffaflık, hukuk ve ortak akılla yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Hedefimizin sadece hizmet ve adalet olduğu konusundaki ısrarımız sonuna kadar devam edecek” sözleriyle eleştirdi.

BUÜ Fen Edebiyat Fakültesinde stratejik toplantı

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen “Strateji Belirleme Toplantısı”, Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Dekan Prof. Dr. Bilgen Osman ve çok sayıda akademisyenin katılımıyla Fakülte Dekanlık Binasında gerçekleştirildi. Üniversitenin araştırma vizyonu doğrultusunda Fen ve Sosyal bölümlerin mevcut durumunun analiz edildiği toplantıda, gelecek döneme ait akademik hedefler ve stratejik yol haritası masaya yatırıldı. “Veri rekabeti en objektif rehberimizdir” Toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin “araştırma üniversitesi” vizyonu doğrultusunda artık konfor alanından çıkarak veriye dayalı bir rekabet dönemine girdiğini belirtti. Fakülte yönetiminin sunduğu mukayeseli analizlerin, bölümlerin Türkiye ortalamasındaki yerini ve rakipleriyle arasındaki mesafeyi objektif bir şekilde görmesi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. Üniversite bünyesinde kurulan Büyük Veri Ofisi ve yeni nesil veri takip sistemleri sayesinde akademik performansın artık sadece psikolojik tahminlerle değil, somut ve ölçülebilir gerçeklerle değerlendirildiğinin altını çizen Yılmaz, verinin en güvenilir rehber olduğunu ifade etti. Toplantının devamında, araştırma ekosistemini güçlendirmek adına akademisyenlerin önündeki her türlü engeli kaldırma kararlılığında olduklarını dile getiren Rektör Yılmaz, üniversite yönetiminin kapılarının her türlü kısıtı çözmek için açık olduğunu belirtti. Özellikle sosyal bilimlerin proje yazma kültürüne daha fazla dahil olmasını arzuladıklarını ve bu amaçla hayata geçirilen modern proje ofisinin uzman kadrosuyla mentörlük desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti. Fakülteye “parlak CV’li” nitelikli araştırmacıları kazandırma konusunda bölümlere açık çek veren Yılmaz, Bursa’nın sahip olduğu güçlü beşeri sermaye havuzunu en iyi şekilde değerlendirerek üniversitenin marka değerini hep birlikte daha yukarıya taşıma çağrısında bulundu. “Veriye dayalı strateji ile akademik performansımızı artıracağız” Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman ise fakültenin 2024-2025 dönemine ait akademik performans verilerini paylaştığı sunumunda, özellikle temel bilimler alanındaki yayın ortalamalarının araştırma üniversitesi vizyonu için kritik bir eşikte olduğunu belirtti. Bölüm bazlı analizlerde kimya ve biyoloji gibi laboratuvar odaklı alanlarda öğretim üyesi başına düşen yayın sayısının 2’nin altına düşmemesi gerektiğini vurgulayan Osman, fizik bölümünün yayın sayısında geride kalsa da atıf sayısında üniversite genelinde zirveye oynayan son derece nitelikli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Dekan Osman, mevcut verilerin ışığında kısa vadeli hedeflerinin fen bölümlerindeki tüm birimlerin yayın ortalamasını en az 1 ve üzerine, uzun vadede ise 2’li rakamlara ulaştırmak olduğunu kaydederek, bu yarışta kalabilmek için tüm bölümleri daha stratejik hareket etmeye davet etti. Konuşmasında araştırma ekosistemini besleyen yan unsurlara değinen Osman, 2209 öğrenci projelerinde 2024 yılında 110 proje kabulü ile elde edilen başarının fakültede sürdürülebilir bir kültür haline gelmesi gerektiğini ve yıllık kabul edilen proje sayısının 100’ün altına düşmemesini hedeflediklerini belirtti.

İnegöllü çiftçiler Konya Tarım Fuarı’nda yeniliklerle buluştu

İnegöl Belediyesi’nin düzenlediği organizasyonla 75 çiftçi, Konya Tarım Fuarı’nı ziyaret ederek tarım teknolojilerindeki son gelişmeleri yerinde inceleme fırsatı buldu. İnegöl Belediyesi, ilçede tarımın gelişimine katkı sunmak ve üreticilerin yeni teknolojileri yakından tanımasın sağlamak amacıyla Konya Tarım Fuarı’na gezi düzenledi. 7-11 Nisan 2026 tarihleri arasında TÜYAP Konya Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen fuara İnegöl’den 75 çiftçi ile çıkartma yapıldı. Her yaştan üreticinin yer aldığı organizasyonda muhtarlar, genç çiftçiler ve tecrübeli üreticiler bulundu. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen fuar gezisinde katılımcılar, tarımın geleceğini şekillendiren yenilikleri, teknolojik ekipmanları ve sektörel gelişmeleri yakından inceleme imkanı buldu. 5 gün süren fuarın ilk gününde düzenlenen gezi kapsamında İnegöllü çiftçiler, Salı gecesi 02.00’da Ziraat Bankası önünden hareket etti. Sabah saatlerinde Konya’ya ulaşan kafile, İnegöl Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü organizasyonunda fuar alanını gezdi. Belediye personellerinin de eşlik ettiği programda çiftçiler, farklı firmaların stantlarını ziyaret ederek bilgi aldı. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, organizasyona ilişkin yaptığı açıklamada İnegöl’ün yalnızca sanayi ve ticaretle değil, verimli topraklarıyla güçlü bir tarım şehri olduğuna dikkat çekti. Taban, tarım ve hayvancılık alanındaki potansiyelin geliştirilerek sürdürülmesini hedeflediklerini belirterek, üreticilerin kendini yenileyen ve geliştiren bir yapıya kavuşmasının önemine vurgu yaptı. Tarımda yenilikleri takip etmenin büyük önem taşıdığını ifade eden Başkan Alper Taban, bu doğrultuda çiftçilerin Konya Tarım Fuarı’na götürüldüğünü belirtti. 75 üreticinin katıldığı gezinin en önemli amacının, çiftçilerin yeni teknolojileri yerinde görerek İnegöl’e kazandırmalarına katkı sağlamak olduğunu dile getirdi.

Balkanlar paneli Yıldırım’da yoğun ilgi gördü

Yıldırım’ı kültür, sanat ve düşünce alanında bir çekim merkezine dönüştüren Yıldırım Belediyesi önemli bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Dünya Altüst Olurken Balkanlar’ Paneli büyük ilgi gördü. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Bengül Güngörmez Akosman’ın yaptığı panelde konuşmacılar Prof. Dr. Mustafa İsen ve Dr. Murat Yılmaz Balkanlar’a dair önemli bilgiler paylaştı. Alev Alatlı Şehir, Düşünce ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa ev sahibi Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, BALGÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, STK temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı. “Kardeşliğimiz bakidir” Panelin açılışında yaptığı konuşmada Bursa’nın, Balkanlarla olan tarihi ve kültürel bağlarına dikkat çeken Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; “Bizim bir ayağımız Balkanlar’da. Ramazan ayında Bulgaristan’da, Batı Trakya’da, Makedonya’da iftar programları düzenleyip, oradaki kardeşlerimizle bir araya geldik. Bursa ve Balkanların çok derin bir bağı var. İki coğrafya arasındaki kardeşlik her türlü hesabın üstündedir ve bakidir. Biz de bu kardeşliği ve bağı sürdürmeye, diri tutmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye ve Balkanların çok güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz ise; “Balkanlarla yakın ve güçlü ilişkilerimiz var. Orada irtibatlarımız, dostluklarımız, gönül bağlarımız var. 1993-1995 yılları arasında Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde öğretmenlik yaptım. Bu vesileyle iki coğrafya arasındaki o gönül bağını yakından tanıdım. Bu bağı güçlendirerek devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Bursa’ya görev düşüyor” Bursa ve Balkanların tarihi ilişkisine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa İsen; “Balkanları Bursa’da konuşmak çok değerli ve keyifli. Çünkü Balkanların fethi, Bursa başkent olduğu dönem başladı. Rumeli medeniyetinin planlaması Bursa’da yapıldı. Bu nedenle iki coğrafya birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” ifadelerini kullandı. Avrupa’nın önemli değişikliklerin eşiğinde olduğuna dikkat çeken Dr. Murat Yılmaz; “Bursa hem tarihi hem de siyasi misyonuyla Balkanlar’a yakından bağlı. Ortada bir birliktelik var. Şu an Avrupa güvenlik açısından arayış içinde. Bu nedenle Balkanlar’da da bir değişim kaçınılmaz. Buradaki boşlukları ve fırsatları iyi görmek gerekiyor. Bursa’ya bu noktada önemli görevler düşüyor” dedi.

BTSO’dan ‘Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması’

BTSO’nun ev sahipliğinde düzenlenen “Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması”nda konuşan Türkiye Kooperatifçilik Vakfı Başkanı Bahar Kastan, gelecekte daha yenilikçi ve teknoloji odaklı bir kooperatif yapısının ortaya çıkacağını belirterek, kooperatiflerin doğru destekler ve güçlü iş birlikleriyle en önemli ekonomik modellerden biri olacağını ifade etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve Türkiye Kooperatifçilik Vakfı iş birliğinde, Bursa Ticaret İl Müdürlüğü katkılarıyla “Yerelden Ulusala Kooperatifler Buluşması” gerçekleştirildi. Bursa’daki kooperatiflerin katılımıyla BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıda kooperatiflerin mevcut sorunları ve çözüm önerileri, stratejik iş birlikleri ve ortaklıklar ile iş fırsatları değerlendirildi. Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Türkiye’nin dört bir yanında tarımdan turizme, kadın girişimciliğinden hizmet sektörüne kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren binlerce kooperatif bulunduğunu söyledi. “Ekonomik Kalkınmada Stratejik Önemde” Kooperatiflerin refahın toplumun tüm kesimlerine yayılmasında, bireylerin ortak akıl ve dayanışma kültürüyle üretim ve ticaret süreçlerine katılım sağlamasında hayati bir işleve sahip olduğunu belirten Hakan Batmaz, “Bu yapı, ekonomik kalkınmanın sosyal boyutunu güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. BTSO olarak bizler, kooperatifleşmeyi stratejik bir değer olarak görüyor; girişimcilerimizin ekonominin her alanında daha güçlü, daha etkin ve daha sürdürülebilir bir şekilde varlık göstermesini destekliyoruz. Bu çerçevede özellikle kadın kooperatiflerine yönelik eğitim programları, fuar organizasyonları ve buluşmalar gerçekleştiriyoruz.” dedi. “Bursa, Kooperatifçilikte Öncü Bir Kent” Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi adına kooperatifçilik kültürünün gelişmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Batmaz, “Bu çerçevede Bursa’mızın merkezinde bulunduğu Marmara Havzası, sahip olduğu ekonomik dinamizm ve üretim gücüyle kooperatifler için son derece elverişli bir zemindir. Sanayi ve ticaretin güçlü bir şekilde varlık gösterdiği bölgemiz; üretim kapasitesi, ihracat hacmi, istihdam gücü ve oluşturduğu katma değer ile ülkemizin lokomotif bölgeleri arasında yer almaktadır. Böylesine güçlü bir potansiyele sahip bölgemizde, kooperatiflerimizin kurumsal kapasitelerini geliştirmesi; üretimden tüketime uzanan değer zincirlerinde daha etkin roller üstlenmesi mümkündür. Nitekim imece kültürü ve dayanışma ruhuyla hareket eden girişimcilerimizin ortaya koyduğu başarı hikâyelerini gururla takip ediyoruz. BTSO olarak bu başarıların artarak devam etmesi adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugünkü toplantımızın da faydalı olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Kooperatiflerin Sayısı 80 Bini Aştı Türkiye Kooperatifçilik Vakfı Genel Başkanı Bahar Kastan, kooperatiflerin yerel kalkınmanın, sosyal adaletin ve ekonomik dengelenmenin önemli araçları haline geldiğini söyledi. Özellikle kırsal bölgelerde, kadınların ve gençlerin ekonomik hayata katılımını artırmada kooperatiflerin kritik rol oynadığını ifade eden Kastan, Türkiye genelinde faaliyet gösteren kooperatiflerin sayısının 80 bini aştığını kaydetti. Yerelden başlayan bu yapıların doğru planlama ve desteklerle ulusal düzeyde güçlü bir ekonomik modele dönüşebileceğini belirten Kastan, “Kooperatiflerin sahip olduğu potansiyele rağmen çeşitli yapısal sorunlar gelişimlerini sınırlandırmaktadır. En önemli sorunlardan biri finansmana erişimdir. Birçok kooperatif, başlangıç sermayesi yetersizliği veya krediye ulaşamama nedeniyle büyüme fırsatlarını değerlendirememektedir. Bununla birlikte pazarlama ve markalaşmada yaşanan eksiklikler, karmaşık mevzuat ve bürokratik süreçler ile nitelikli insan kaynağı eksikliği de kooperatiflerin önünde engel oluşturabilmektedir.” diye konuştu. “Kooperatifçilik Teknoloji Odaklı Bir Yapıya Dönüşecek” Bu sorunların aşılması için çok yönlü ve sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kastan, kooperatiflere özel finansman destek mekanizmaları oluşturulmasının önemli olduğunu vurguladı. Hibe programları, düşük faizli krediler ve mikro finans desteklerinin bu noktada büyük önem taşıdığını belirten Kastan, eğitim ve kapasite geliştirme programlarının yaygınlaştırılması ve dijital pazarlama araçlarının etkin kullanılmasının da stratejik adımlar olacağını ifade etti. “Gelecekte kooperatifçilik daha yenilikçi ve teknoloji odaklı bir yapıya dönüşecek.” diyen Kastan, “Dijital kooperatifler, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri dijital platformlar üzerinden yürüten yapılardır. Bu model, özellikle genç girişimciler için büyük fırsatlar sunmaktadır. E-ticaret sayesinde coğrafi sınırlar ortadan kalktı. Küçük bir kooperatif bile ürünlerini farklı şehirlere ve ülkelere satabiliyor. Bu noktada kooperatiflerin e-ticaret platformlarına entegre olması, sosyal medya üzerinden satış yapması ve dijital pazarlama araçlarını kullanması gerekiyor.”

TAT GIDA SU TÜKETİMİNİ YÜZDE 20 AZALTTI

Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş; “Tat Gıda olarak suyun verimli kullanımını ve korunmasını sürdürülebilir üretim anlayışımızın merkezinde konumlandırıyoruz” dedi. Tat Gıda, sürdürülebilir üretim ve kaynak verimliliği hedefleri doğrultusunda su yönetimi alanında hayata geçirdiği projeler sayesinde su tüketimini yüzde 20 azaltırken su geri kazanım oranını ise yüzde 30 seviyesine yükseltti. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, yaptığı yazılı açıklamada, 58 yıldır Türkiye ekonomisi için değer üreten şirketlerinin sürdürülebilirlik alanında sektöre ilham veren projelere imza attığını belirtti. Memiş, Tat Gıda’da su ve atık su yönetiminin ‘Su ve Atık Su Yönetim Politikası’ çerçevesinde sistematik bir şekilde yürütüldüğünü vurgulayarak su kaynaklarının etkin ve tasarruflu kullanılmasının en temel hedeflerinden biri olduğunu kaydetti. Üretim süreçlerinde su tüketiminin sürekli izlenmesinin, oluşan atık suların çevre mevzuatına uygun şekilde arıtılmasının ve kontrollü biçimde deşarj edilmesinin bu politikanın ana ilkeleri arasında yer aldığının altını çizen Memiş, şirketin üretim tesislerinde su temini ve kullanım süreçlerinin de düzenli olarak ölçüldüğünü anlattı. Memiş, atık su arıtma tesislerinin kesintisiz şekilde işletildiğini, deşarj kalite parametrelerinin sürekli takip edildiğini ve süreçlerin Sürekli Atık Su İzleme Sistemi (SAİS) üzerinden anlık olarak izlenip raporlandığını aktardı. Bu sayede çevre mevzuatına tam uyum sağlanırken su yönetimi süreçlerinin de şeffaf ve kontrol edilebilir bir yapıda yürütüldüğünü vurgulayan Memiş, su verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlarının da sürdüğünü anlattı. Memiş, ayrıca biyolojik arıtma tesislerinin kapasitesinin artırıldığına, gelişmiş filtrasyon sistemlerinin devreye alındığına ve üretim süreçlerinde suyun yeniden kullanımını teşvik eden uygulamaların yaygınlaştırıldığına dikkati çekti. DİJİTAL VE SÖZLEŞMELİ TARIMLA KAYNAK VERİMLİLİĞİ ARTIYOR Gıda üretiminde suyun, stratejik öneme sahip bir kaynak olduğuna işaret eden Veysel Memiş; “Bu nedenle Tat Gıda olarak suyun verimli kullanımını ve korunmasını sürdürülebilir üretim anlayışımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Su temini ve kullanım süreçlerimizi düzenli olarak ölçüyor, veri temelli izleme sistemleriyle analiz ediyoruz. Verimlilik projelerimiz sayesinde su tüketimimizi yüzde 20 oranında azaltmayı başardık. Aynı zamanda geri kazanım uygulamalarımızla su geri kazanım oranımızı yüzde 30 seviyesine çıkardık” ifadelerini kullandı. Memiş, sürdürülebilirlik yaklaşımını kurumsal yönetim yapısıyla da desteklediklerine değinerek, şirket bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilirlik Komitesi aracılığıyla çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansın düzenli olarak takip edildiğini belirtti. Enerji ve su verimliliğinin, emisyon yönetiminin, sürdürülebilir tarım uygulamalarının ve çalışan gelişimi gibi başlıkların sürdürülebilirlik stratejilerinin önemli bileşenlerini oluşturduğunu vurgulayan Memiş, şunları kaydetti; “Sözleşmeli tarım modeli, damla sulama uygulamaları ve dijital tarım teknolojileriyle tarımsal tedarik zincirimizi daha verimli ve izlenebilir bir yapıya dönüştürüyoruz. Üretim süreçlerimizde ise su, enerji ve emisyon yönetimini güçlendiren uygulamalarla çevresel etkimizi azaltmayı hedefliyoruz. Tat Gıda’nın sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yürüttüğümüz su yönetimi çalışmaları, şirketimizin hem operasyonel verimliliğini artırmasına hem de doğal kaynakların korunmasına katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, su stresinin giderek arttığı küresel ölçekte sürdürülebilir üretim modelinin güçlendirilmesi açısından da önem taşıyor.”

Haftanın en iyisi

MANŞET

ERDEM’DEN SEÇİM GERİLİMİ SONRASI AÇIKLAMA

Admin Nisan 13, 2026 0